Değişmek istiyorum!

havuçtatlısı

New member
Günaydın kendine, anına, çocuğuna, üretime, kendi olmaya gönül veren arkadaşlar

Onarım, sadeleşme, erkeksi halimizden kurtulma bunların hepsi aslında değişmek istemenin birer parçasıdır. Çünkü şu anımızda yanlış giden bir şeylerin farkındayız.
Bu değişime başlamadan önce kendimize sormamız gereken bir kaç soruyu, başka bir arkadaşım yazmış ve bunu paylaşmak istiyorum. Ben de yazsam aynen böyle yazarım dediğim bir yazı olacak.
Değişmek isteyen, kendini bulmak isteyenler için kısa bir not;


"“En uzun yolculuklar bile sadece bir adımla başlar.”
– Lao Tzu
Bu isteği dolu dolu dile dökebilmek nasıl da iyi gelir insana! Çünkü artık eski bizi eskitmiştir. Çünkü artık hayatın tadı tuzu kaçmıştır. Çünkü artık kelebeklenmeyi özlemiştir midemiz. Yapabileceklerimizin sadece hayalini kurmak yetmez artık. Yapmak isteriz.
Değişmek isteyenler için, bir yol haritası belirlemek iyi gelir:

1* Neden?
Neden şu veya bu konuda değişiklik yapmak istiyorum?
Şu anki durumumda beni mutsuz eden şeyler neler?
Bu şekilde devam etmek beni nasıl etkiliyor?

2* Nereye?
Değişimden ne bekliyorum?
Bu yolun sonunda kendimi nerede görüyorum?
Hayatımdan neleri çıkarmak, yerlerine neler koymak istiyorum?

3* Nasıl?
Değişimimi nasıl gerçekleştirebilirim?
Hangi adımları, hangi sırayla atmalıyım?
Kimleri örnek alabilir, kimlerden destek isteyebilirim?

Değişmek istiyorsak işe önce cevaplardan başlamak gerekir. Cevapları hayata geçirmek ise dikkat, tutku ve güç gerektirir. Hemen bugün işe koyulabilir, yeni bir hayatın ilk adımlarını atabiliriz.
Ya da olduğumuz yerde olmaya devam ederiz. Ve hiçbir şey değişmez.
Seçim bizim."​

Herkesin şifacısı kendi içindedir. önce kendimizle başlayalım güneşin nasıl da güzel parladığına gün be gün şahit olalım...
 

havuçtatlısı

New member
yeniden merhaba arkadaşlar,

size bir kitap önerim daha var.

Değişimin, gelişimin önce ihtiyaç olduğunu fark etmemizle başlayacağına inanıyorum ve tecrübelerime göre hissiyatlarım bu şekilde gelişti. Farkındalığımın beni çocuk dünyama taşıdığı ve çocuklarımın gözlerinde kendi gerçekliğimi görmemle süre gelen bu süreçte, karşıma çıkan Adem Güneş ve Anadolu pedagojisi ile tüm sorularıma cevap ve çözüm bulduğum için de ayrıca mutlu bir şekilde teşekkür ediyorum.


Değişim başlığını, aslında aslında bu serüveni yaşayıp da nasıl hisler duygular yaşadığını paylaşabilsin diye açmak istedim, çünkü farkındalığın başlaması için belki küçük bir söz bile ruhumuzda uyuyan bizi uyandırabilir diye düşünüyorum. çocuk eğitiminin kendimizden başladığını söyleyen Adem hocamızın izinden ilerliyorum :)

Kitaba gelirken, benim için yoğun bir anı içeren kitabı paylaşmak istedim. Bir çift Yürek- Morlo Morgan

IMG-20171002-WA0001.jpg

fotoğraftada görüldüğü gibi yırtılmış ve bantlanmış ve çok eski bir basım ve korsandan alınmış bir kitap benim 15-16 yaşlarımda elimden bırakmadığım kitap.
içeriğini önce paylaşayım daha sonra anısını okumak isteyen arkadaşlar olursa paylaşabilirim de :)


kitaptan bir kaç cümle...

değişik seçenekleri hazırda tutmanın gerekliliğini azımsanmayacak denli çok hayal kırıklığı ve utanç verici durumla karşılaşarak öğrenmiştim.

daha sonra anlayacaktım ki maddi nesnelerden ve bazı önyargılardan kurtulmak “var olmaya” doğru yapacağım o yürüyüşün gerekli ve vazgeçilmez bir adımıydı. (can alıcı cümle; adımla başlıyor yolculuk)

seçimlerini bilgelikle yap, çünkü istediğin şey eline geçebilir.

avusturalyalılar amerikalılara yanks, ingilizlere bloody pomb diyorlardı. poms sözcüğü 19. yy da avusturalya’ya gelen mahkumların giysisinde pom yazdığı için (prisoner of his majestry- kral hazretlerinin mahkumları) bu terimin yerleştiği öne sürülür.

gerçek kültürel köklerini yitiren ve yaşamda bir amacı olmayan insanların elinden ancak ölümle kumar oynamak gelir.

asla, asla deme! sözcüğü sözlüğünden silip at. asla sözcüğünün henüz denenmemiş durumlar karşısında hiçbir yeri yok.

çocukluğum o kadar uzakta kalmıştı ki! gökyüzünün hiç değişmemiş olması ne garipti! insan yüreğinden akan tek şeyin kan olmadığını öğrenmiştim. gözlerimi yumdum ve yukarıdaki yüce sese dua ettim.

aborjinler evrende her şeyin bir varoluş nedeni olduğuna inanıyorlardı. her şeyin bir amacı vardır. hiç bir şey rastlantısal, anlamsız ya da yanlış değildir. sadece yanlış anlamalar ve ölümlü insana henüz açıklanmamış sırlar vardır. sözgelimi 2 yaşındaki bir çocuk ötekinin bir oyuncakla oynadığını görür ve onu elinden almaya niyetlenirse büyüklerin bu durumu onaylamayan bakışlarını üzerinde hissederler. bu durumda da başkasının malını izinsiz sahiplenme arzusunun bilindiğini ve de kabullenilmediğini anlar. 2. çocuksa paylaşmayı ve nesneleri sahiplenmemesi gerektiğini öğrenir. bu çocuk oyuncakla oynamış ve eğlencenin anısını belleğe kazımıştır, böylece öğrenmiştir ki arzulanan şey mutluluğın heyecanıdır, nesnenin kendisi değil. keşke günün birinde aborjinler gibi tüm zihnimi masaya yatırabilseydim ve tüm davranışlarım sergilenip incelenebilseydi.

gerçek insanlar sesin var oluş nedeni olarak konuşmayı görmezler. konuşmak yürek ve akılla yapılır. ses konuşma amaçlı kullanıldığı zaman ortaya dökülenler boş şeylerdir. ruhsal içerikli olamazlar. ses şarkı söylemeye, kutlama yapmaya ve şifa vermeye yarar.

insanlar hoşlarına gitmeyen her şeyi anlamaya çalışmaktansa yok etme yoluna gitselerdi var olamazlardı.

tavırları sevgi dolu bir yetişkinin sağ ayağını sol ayakkabısına sokmaya çalışan çocuğu izlemesine benziyordu.

buluşların anası gereksinimlerdir.

herkesin şifacısı kendi içindedir.

bedenin işlevlerindeki bir yavaşlama çevremize şöyle bir bakmamıza ve iyileştirmemiz gereken gerçekten önemli yaralarımızı incelememize olanak sağlar: hasar görmüş ilişkiler, inanç sistemimizde oluşmuş boşluklar, korku tümörleri, yaradana karşı duyduğumuz kuşkular, bağışlama yetimizi yitirmemiz ve bunun gibi nedenler söz konusu olabilir.

insanlara dünyayı sadece önümüze çıkanla sınırlandırmamayı öğreten bir kuş. bizlerde havalanıp dünyaya yüksekten bakabilseydik, çok daha geniş bir bakış ve görüş açımız olabilecekti.

evren halen tasarlanmakta ve oluşmakta olan bir proje. insanlar birer varlık olduklarını anlamayacak denli meşgul görünüyorlar.

arkamızda bırakabildiklerimizin ve kendimize katabildiklerimizin sınırı yoktur. bir başkası üzerinde etki yapabilmemizin tek yolu kendi yaşamımızdan, kendi davranışlarımızdan ve eylemlerimizden geçer.

bir müzisyenin müzikal ifadeyi araması gibi, evrendeki müzik de ifade edilmeyi bekler. aborjinlerin açıklamasına göre olduğu yerde dönmek insanın içinde bulunan yedi enerji girdabının dönüşünü de hızlandırıyordu. sadece kollarımı iki yana açmalı ve hiç durmadan sağa dönmeliydim.

sen birinin canını acıtırsan kendi canını acıtırsın. birine yardım edersen kendine yardım edersin. kan ve kemik tüm insanlarda bulunur. farklı olan niyet ve yürektir.

tanrı, isa, birlik bizler için şeyleri çevreleyen bir öz veya şeylerin içinde var olan bir şey değildir. o, her şeydir!

insanlar kızgın, bezgin, kendileri için üzgün ve korku dolu oldukları zamanlar yaşıyor sayılmazlar.

tek kişinin kazandığı oyunlarda bütün ötekiler kaybetmiş olur. bunun nesi eğlenceli?

ama eninde sonunda her birimiz inanca sarılmalı ve kendi adımıza sorumluluk kazanmak için önderliğe soyunmalıydık.

beynin sol tarafının söylediklerine inanan bir dünyada yaşıyoruz.

izin verirsek yaşamlarımızı bizlere dayanak olabilecek insanlarla paylaşabileceğimizi öğrenmiştim.

sen tanrısal birliğin insanları gördüğünü ve yargıladığını sanıyorsun. bizlerse onun varlıkların niyetlerini ve duygularını hissettiğine inanıyoruz.

korku hayvanlar dünyasına ait bir duygudur ve hayatta kalabilmek mücadelelerinde önemli rol oynar. yerlilerin inancına göre maddesel nesneler korkuya yol açar. insanlar ne kadar çok mala sahipse o kadar çok korkarlar. ve olasılıkla sadece bu nesneler için yaşarlar.

tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver.

eğer mutantlar bedenlerini dinlemeyi öğrenirlerse her şeyin anlamını kavrayabilirlerdi.

gerçekte benim olan şeylerin bana verilmemesi beni olgunlaştırdı. tüm öğretilerin temeli: dharma… gerçek özümüzü belirleyen şeyler; doğruluk, insanlığın manevi niteliklerinin temeli, evrensel düzeni oluşturan kanunlar…

yaşamın örümcek ağını ören insanın kendi değildir; o, bu ağda sadece bir teldir. bu ağa yaptığı her katkıyı, aslında kendi kendine yapmıştır.

bir sınavın üstesinden gelmenin tek yolu onunla yüzyüze gelebilmektir. bu kaçınılmazdır.

yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra… ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız.
 
Son düzenleme:

havuçtatlısı

New member
Hızımı alamamışken bir de film önermek istiyorum, değişimin bir piyano sesiyle başlaması...

film: Danny the dog- Kır zincirlerini (2005)
konusu:
Danny, Bart Amca dediği güçlü bir haydut için adeta insana saldırmak üzere eğitilmiş bir köpek gibi yaşamaktadır. Danny, çocukluğundan itibaren öldürmek için savaşmaktan başka bir şey bilmemektedir. Bart onu bu şekilde yetiştirmiştir.Yasa dışı dövüşlerden başka hiçbir şey içinde yer almayan Danny’nin kafası da 10 yaşında bir çocuk gibi işlemektedir. Ancak bir gün Bart ile beraberken geçirdikleri kaza sonucu Bart, komaya girer ve Danny ortada kalır. Bir süre sonra iyi bir aile onu yanına alır. Gözleri görmeyen piyano akortçusu Sam ve onun genç üvey kızı Victoria, Danny’e aşkı, sevgiyi, bağışlamayı ve daha bir çok insanca duyguyu öğretir

indir.jpg

filmin benim için önemli yeri hem Jet Li'nin olması çünkü çin kültürüne hakim olan biri için fazlaca anlam yüklü oluyor.
hem de morgan freeman dünyanın en iyi aktörlerinden bu filmde de hakkını veriyor.
hem de şu anki dünyamıza uyarlayınca çarpıcı gerçekler saklı filmde.

indir (1).jpg

bu film psikoloji derslerinde de izletiliyormuş, biraz önce öğrendim.

film kahramanlarını incelersek; beyaz takım elbiseli bizi yöneten baskılayan, edilgen hale getiren bu meteryalist düzen olarak görüyorum.
tabii ki biz de jet li oluyoruz,
morgan freeman da Adem Güneş :)
filmin sonunda danny'nin seçtiği yol farklı olabilir bizim için son değil süreç önemli..

izleyin fikirlerinizi düşünceleriniz bekliyorum. sizi içine alacak ve ne zaman bittiğini anlamayacaksınız bile...
 

havuçtatlısı

New member
Bence değişmenin öncü sayılabilecek şeylerinden biri de, durmak. Yani O an başka bir şey yapıyor olmanız gerektiğini düşünmeden, etrafınıza bakıp, derin nefes alıp, durarak anınızı hissedebilmek.
işte o zaman duygu dünyanızla ilgili farkındalıklarınız artıyor...
 

deva

New member
Bence değişmenin öncü sayılabilecek şeylerinden biri de, durmak. Yani O an başka bir şey yapıyor olmanız gerektiğini düşünmeden, etrafınıza bakıp, derin nefes alıp, durarak anınızı hissedebilmek.
işte o zaman duygu dünyanızla ilgili farkındalıklarınız artıyor...

Ahh ah yarama tuz bastiniz.durabilmek gercekten cok zor.iki cocuklu bir anne olarak su aralar durmak luks benim icin.kitabi bende genclik yillarimda okumustum cok etkilemisti.modernizmin goturuleri cok guzel anlatilmis.filmi de cok merak ettim.ilk firsatta izlemek istiyorum.yazilariniz ve.tavsiyeleriniz harika teşekkür ediyorum
 

Umutluana

New member
cok tesekkurler oneriler icin. filmi izledim cok guzelmis. kitabi da elimdeki kitablari bitirince bulur okurum insallah. onerilerinizin devamini beklerim.
 

havuçtatlısı

New member
Ahh ah yarama tuz bastiniz.durabilmek gercekten cok zor.iki cocuklu bir anne olarak su aralar durmak luks benim icin.kitabi bende genclik yillarimda okumustum cok etkilemisti.modernizmin goturuleri cok guzel anlatilmis.filmi de cok merak ettim.ilk firsatta izlemek istiyorum.yazilariniz ve.tavsiyeleriniz harika teşekkür ediyorum

Ben de iki çocuklu bir anneyim elhamdülillah, ama bazen duruyorum ikisinin oynayisini izliyorum belki 2 dk lık bir lahza, beni o 2 dakika öyle bir enerji öyle bir hzuur ve öyle bir mutlulukla kaplıyor ki, bütün günüme hatta günlerime bile yetiyor. O anı sık sık yaşamak için duruyorum, saatler gerekmez, öyle bir metafizik boyut ki o an ömre bedel...
 

deva

New member
Ben de iki çocuklu bir anneyim elhamdülillah, ama bazen duruyorum ikisinin oynayisini izliyorum belki 2 dk lık bir lahza, beni o 2 dakika öyle bir enerji öyle bir hzuur ve öyle bir mutlulukla kaplıyor ki, bütün günüme hatta günlerime bile yetiyor. O anı sık sık yaşamak için duruyorum, saatler gerekmez, öyle bir metafizik boyut ki o an ömre bedel...

Maasallah Allah bagislasin evlatlarinizi.Bende durmayi herseyi bir kenara koyup kendime vakit ayirmayi cocuklarimla oynamayi severim.fakat su aralar kizim okul uyumu problemi yasiyoruz saatlerce okulda kalinca hersey karmakarisik oldu aslinda
 

havuçtatlısı

New member
Evet, doğanın iyileştirme gücüne sığınarak onunla iç içe yaşayarak aslında ayrılmaz bir bütünün parçası olduğumuzu anladığımızda işte o zaman değişim başlıyor...
 

havuçtatlısı

New member
Değişim ve onarımla ilgili önemli bir konu daha var aklımda,

Adem hocanın dediği yalıtım sırasında neden televizyon, haber, gazete, dergi, telefonlardan uzak duruyoruz? Çünkü onların algı hipnozundan kurtulmak için.

Her gün kendimizi kıyaslayacak o kadar çok şey var ki televizyonlarda; kendimizi onların oluşturduğu mükemmelliğe oluşturmaya çalışıyoruz ve bu hep bizi yoruyor.
Bedenimizin içinde yaşadığı mükemmel sistem gözüyle bakamıyor hale geliyoruz. Hep kendimizi çok zayıf-çok şişman- çok hantal- çok şöyle böyle diye suçluyoruz. bir tabak yemeğe, bir parça çikolataya onlarca anlam yüklüyoruz, suçluluk, nefret, korku, güçsüzlük, mutsuzluk gibi.

Ya bu hipnozun içinde olmadığınızı düşünün yine de böyle anlamlar yükleyebilir miydiniz? Kıyaslama yapabilir miydiniz? mutluluk zayıflıkta yakalamaya çalışır mıydınız?
 
Son düzenleme:

havuçtatlısı

New member
Merhaba arkadaşlar,

Değişmek istemek güzel ve radikal bir karar, bunu farkında olarak yapmak özellikle. Yaşamimizda aslında bizi ileriye taşımak için önümüze bir çok fırsat/lar sunuluyor. Önemli olan o tekamül seviyesine ulaşabilmeyi istemek.

Kendimiz için, Çocuklarımız için, ailemiz için, arkadaşlıklarimiz için değişimi isteme zamanı geldi gibi, ne dersiniz?
 

Zekiye tuğ

New member
Merhaba arkadaşlar,

Değişmek istemek güzel ve radikal bir karar, bunu farkında olarak yapmak özellikle. Yaşamimizda aslında bizi ileriye taşımak için önümüze bir çok fırsat/lar sunuluyor. Önemli olan o tekamül seviyesine ulaşabilmeyi istemek.

Kendimiz için, Çocuklarımız için, ailemiz için, arkadaşlıklarimiz için değişimi isteme zamanı geldi gibi, ne dersiniz?

29 yaşındayım.oglum dogupta dünyama ışık tutana kadar kendimi bile görmeden bi karanlıkta yaşamışım.ben kimim onu bile bilmeden oğlumun sırrını bulmam mümkünmuydu. değişim zamanı geldi çattı Elhamdulillah.
küçük zekiyeyi onarıp yarınımı kurtaricam inşallah.buara çok zor çalışıyorum henüz işi bırakamadım ama bu koşuşturmada durupta derin bi nefes alıp tutuyorum sonra ve kalp sesimi duymaya çalışmak bile yetiyor inanın.bende inşallah yakın zamanda değişim tecrübelerimi paylaşırım inşallah.
tavsiyeleriniz için çok tesekkurler
 

havuçtatlısı

New member
29 yaşındayım.oglum dogupta dünyama ışık tutana kadar kendimi bile görmeden bi karanlıkta yaşamışım.ben kimim onu bile bilmeden oğlumun sırrını bulmam mümkünmuydu. değişim zamanı geldi çattı Elhamdulillah.
küçük zekiyeyi onarıp yarınımı kurtaricam inşallah.buara çok zor çalışıyorum henüz işi bırakamadım ama bu koşuşturmada durupta derin bi nefes alıp tutuyorum sonra ve kalp sesimi duymaya çalışmak bile yetiyor inanın.bende inşallah yakın zamanda değişim tecrübelerimi paylaşırım inşallah.
tavsiyeleriniz için çok tesekkurler

Zekiye hanım, maşallah size ve değişim isteğinize. Çocukla başlayan ve dur durak bilmeden kendine yolculuk çok bambaşka bir şey, tecrubelerinizden ve bu yolculukta karşılaştığınız zorluklarla basetme yollarını paylaşırsanız seviniriz.

Döngüyü kendinize çekmenizin yollarından ilki isteme farkındalığı....
 

Zekiye tuğ

New member
Zekiye hanım, maşallah size ve değişim isteğinize. Çocukla başlayan ve dur durak bilmeden kendine yolculuk çok bambaşka bir şey, tecrubelerinizden ve bu yolculukta karşılaştığınız zorluklarla basetme yollarını paylaşırsanız seviniriz.

Döngüyü kendinize çekmenizin yollarından ilki isteme farkındalığı....

:) teşekkür ederim.valla kendimden bukadar bikmisken sevenlerimi de kendimden bıktırmadan biran once değişmem gerekliligi cikti karşıma adem hocamizin da onarım videolarıda iyice kamçıladı ve yol gösterdi.herzaman bu isteği icimde uyanık tutmaya çalışıyorum şuan için yapabildiğim bu.suna eminim ben hayatım boyunca hiç birşeyi bu kadar gerçekten istemedim.
şu süreçte bile engeller çıkıyor.bence abartiyosun, senin öyle sıkıntıların yok ,ne varmış sende, herkesin olur sıkıntısı,anti depresan al valla melek gibi olursun .bunlar daha hiç bişey asıl mevzu yalitima girince:) bende asıl dostlarimi ozaman ayiklicam zaten.
ama doğrusunu soyleyim eşimden başkası umrumda değil çok şükür ki o beni anlıyor ve çabamı takdir ediyor.onemli olan bu diye düşünüyorum.
elbette zevkle paylaşırım bütün hislerimi sıkıntılarımı ve nasıl aştığımı.
 

havuçtatlısı

New member
Merhaba,

içsel yolculuk, çocuklarımın gözündeki o canlı ve parıldayan ışığı görmemle ruhuma dokunmalarıyla farketmeye başladım. çocuklar beni iyi etmeye devam ediyor. onlar büyüdükçe içimdeki sınırsız enerjiyi farketmeye hala devam ediyorum.

herkesin bu yolculuğa başlama ve devam etme süreci farklıdır. her çocuk her insan özeldir ve birbirine benzemez.
hiç bir zaman tamam şimdi oldum diyeceğin bir olgunluğa gelemeyeceğimizi de farkettim. önemli olan bu yolda iç huzuru stabil şekilde sağlayabilmek sanırım.

hayatımızda bizim için gelen her şey aslında olması gerektiği gibidir biz sadece onu kötü veya iyi diye yorumlarız.
size uğrayan bu sebeplerdeki hikmetleri anlayabilmemiz için kendinize ve durumlara biraz zaman verelim ve bize verdiği mesajları okuyabilelim.
farkındalıklar işte bunun içindir.
mutsuz olabiliriz
mutlu da olabiliriz
sadece iç huzurumuz şükür halimizden bir şey kaybetmeyelim.
bilinç altımızdaki engelleri kaldıralım ki gözümüze ışık algılarımıza açıklık gelsin
söylediklerim belki zor ve karışık şeyler gibi görünebilir konudan konuya da atlamış olabilirim.
yazacak çok şey söyleyecek çok şey var ben sadece bir kaç tiyo vereyim fakat;
bunları keşfetme heyecanını size bırakıyorum.

soru ve yorumlara açığım.
iyi günler :)
 
Üst